www.tuskon.org | Giriş sayfam yap | Sık kullanılanlar
Dernek Haberleri

Prof. Dr. Erdoğan Alkin: Ekonomide Karanlık Tablo Çizenler Ruh Doktoruna Görünsünler

Tokat ilimizde, TUSKON'a bağlı  AKSİAD'ın davetlisi olarak gelip, 'Türkiye Ekonomisi'nin 2007 yılı Değerlendirmesi ve 2008'e Bakış" konulu panelde konuşan Dünya Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erdoğan ALKİN'in konuşmasının ilk bölümünü dünkü sayımızda neşretmiştik. Türk ekonomisini iyimserce değerlendiren Prof. Dr. Erdoğan ALKİN'in Dünya ekonomisi ve 2008 yılına ilişkin görüşlerini kapsayan açıklamalarında Türkiye ekonomisin istikbaline yönelik karamsar tablo çizenlerin ruh doktoruna gözükmeleri tavsiyesi vardı. İşte açıklamanın ikinci bölümü...


(NOT: Dünya Gazetesi Köşe Yazarı Prof. Dr. Erdoğan ALKİN tarafından, 28 Aralık Günü akşamı AKSİAD’ın “Türkiye Ekonomisi 2007 yılı Değerlendirmesi ve 2008’e Bakış” başlıklı panelde yaptığı konuşmanın ikinci bölümü aşağıdaki şekilde olmuştur.)

AMERİKA’DAKİ

KRİZİN SEBEBİ

“Biraz da Dünya ekonomisine bakalım.

Amerika’daki krizin sebebini biliyorsunuz. Eğer bankalar, önüne gelene kredi vermeseydi, bina alsınlar diye, bu kriz olmazdı. Şimdi acayip bir alışkanlık çıktı. Bu alışkanlık sadece Amerika’da ve Türkiye’de var. Eskiden Türkiye’de insanlar ne derdi: “Ahirette iman, dünyada mekan.” Şimdi yatırım yapmak istiyor, bina satın alarak, konut alarak. Allah, Allah! Hani vaktiyle yatırım için arsa, marsa alınırdı ama bina alma adeti yoktu. Herkes kafasına göre bir yeri almaya çalışıyor. Maalesef Amerika ve İngiltere’de de aynı eğilim var. Ama Almanya, Fransa ve İtalya’da herkes, gördüğümüz kadarıyla, başını sokacak bir ev almaya çalışıyor. O yüzden de spekülasyonlarla konut alımları olmadığı için konut fiyatları gayet mülayim giderken, Amerika ve İngiltere’de şişerek gitmeye başladı. İnşallah bizde öyle olmaz. Birisi çıktı itiraf etti, Amerikan televizyonlarında. “Benim 4 bin dolar aylık maaşım var. Gittim 4 bin dolar taksitle bir ev aldım. Nasılsa 6 ay sonra bunun fiyatı yüksek bir yere çıkar, satar kâr ederim, diye.” Ama fiyatlar aşağı düşünce, buna saf mı diyelim, yoksa kalitesiz müşteri mi diyelim, ne dersek diyelim, bunların hepsi dökülmeye başladılar. Bakalım toparlanabilecekler mi?



BRİC MODASI ÇIKTI

Şimdi bir kehanet çıktı, BRİC diye. Evet, BRİC diye bir moda çıktı. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin. 2050 senesinde bunlar dünyaya hakim olacaklarmış, Amerika ve Avrupa’nın esamesi okunmayacakmış. Hadi Rusya’yı anlarım. Rusya’nın arkasında çok geniş bir kültürü var. Hakikaten Putin toparladı, doğal kaynakları var.

Efendim, şimdi Hindistan ve Çin’e gelince… Öğrencilerim şimdilerde bana, “hocam siz artık raşist ve faşist oldunuz” diyorlar. Evet, insanlar yaşlanınca biraz raşist ve faşist oluyorlar. Ben Uzakdoğu ülkelerine inanmam. Bizim ülkemizin geleneğinin tersine, oralarda şebeke halinde hep beraber olup, o yüzden basına, gazetelere hiç açık vermezler, memleket haysiyeti için yalan söylemek mubahtır. Efendim, 1973 krizinde resmi olarak bildirdikleri döviz rezervleri 50 milyar dolardı, meğer ‘0’ imiş. Bundan 9 sene evvel Japonya’da ilk banka krizi çıktığı zaman, geri dönmeyen banka kredileri 300 milyar dolardan başladılar, şimdi neredeyse 1,5 trilyon dolara yaklaşıyorlar. Japonya olduğu yerde zınk diye kaldı. Halâ eski gerileme var. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Çünkü deflasyon dönen bir hastalığa girdiler. Bu enflasyonun tersi demektir. Eğer millet her gün “yarın fiyatlar biraz daha düşecek” diye mal almaktan kaçarsa bu sefer de tam tersine bir durgunluk oluyor. Ordan kurtulmak da çok zor oluyor. Şimdi kişi başına gelir bin dolar.

Şimdi Efendim, bu benim kararım, ister raşist deyin, ister faşist deyin… Sadece uzaya füze fırlatmakla ile, uçak inişi yapmakla, orduyu güçlendirmekle bir milletin dünyaya hakim olması kesinlikle mümkün değildir. Eğer felsefede, sanatta önemli ataklar yapmazsanız, dünyaya hakim olamazsınız. ABD, sadece dünyanın en güçlü ordusuna sahip olduğu için dünyaya hakim olmadı. Beğenelim, beğenmeyelim, bir kültürü olduğu için hakim oldu. Hani benim gençliğimdeki Fransız Şansonları’na, ne oldu? Hani İtalyan şarkıları? Her sene İtalya’da şarkı müsabakaları düzenlenirdi. Zaten Almanlar’da hiçbir şey yok.

Öğrencilerime soruyorum. “Arkadaşlar, hiç Japon polis romanı okuyan var mı? Peki, Çin romanı okuyan var mı? Bana Japonca bir şarkı söyleyin… Çince bir şarkı söyleyin… O da yok. Şimdi Çinliler bana kızıyorlar, “bizim 5 bin senelik uygarlığımız var” diye… Canım bana ne, sizin 5 bin yıllık uygarlığınızdan. Sen şimdi söyle bakalım, Dünyanın felsefesine, sanatına hangi katkıda bulunuyorsun? Bunu küçümsemeyin. Kültür empoze etmek önemlidir. Bütün Orta Doğu, bizim Türk Popu dediğimiz müzik var ya, kaçak olarak İran’a bile gidiyor. Aslında biz bu bölgede kültür emperyalizmi oluşturmuş durumdayız. Onun için, öyle Çin, min, dünyaya hakim olacak, 2050 senesinde uzaya adam çıkaracak, bilmem ne yapacak, bomba patlatacak… vs. Bu iş öyle olmuyor. Dünya sanatına, bilimine, felsefesine katkıda bulunmadan öyle oturduğun yerde dünyaya hakim olmak mümkün değildir.

Tabi, burada bir şey gündemde var, o sık sık konuşuluyor. Bizden daha düşük durumda başlayanlar, şimdi bizi geçti, diye. Amenna… İrlanda, Yunanistan, hatta İspanya ve Portekiz için bir şey demiyoruz. Ama Kore ile, efendim Japonya ile, başka ülkeler ile örnek gösterilince, kan beynime sıçrıyor. Eğer o ülkelerin toplumsal ve siyasal yapısını kabul ediyorsanız, beğeniyorsanız, buyurun buradan yakın. Ben, kabul etmiyorum. Bizim ülkemizin toplumsal yapısı da, siyasi yapısı da, iktisadi yapısı da Kore’den 30 defa daha fazla sağlıklı. Kusura bakmayın, Japonlar çok kızıyorlar ama Japonya’dan da daha sağlıklıdır. Evet biz maalesef 5 binlerde kaldık. Kore, 8 bin, 10 bine doğru gitti. Hepsi tamam da ülkenin siyasal ve toplumsal yapısını nasıl sağlığa kavuşturacaklar? Bir ülkenin toplumsal ve siyasal yapısı sağlığına kavuşmadan o hızlı büyümenin de devam etmesi mümkün değildir. Şimdi Hindistan’da gelir dağılımı bu kadar bozuk olduktan sonra, insanlar sokakta kağıdı serip yatıyorsa ve yarısı sabah ölü bulunuyorsa, o ülke öyle computer yaparak, programlayarak dünyaya hakim olması, ekonomik güç olması kesinlikle mümkün değildir. Şimdi Hintliler, Bolywood diye sene de 500 tane film çeviriyorlar, anlıyoruz ama başka da hiçbir şey yok, hava gazı, maalesef…

Şimdi kendimizi bir yoklayalım. Bu bir kültür emperyalizmi, kabul ediyorum. Kahramanı Amerikalı olmayan, hadi ayıp olmasın, biraz da İngiliz olmayan, bir uzay romanı okuyabiliyor muyuz!? İsviçreli, Alman uzay kahramanı var mı, bırakın Japonya’yı, Çin’i, mini… Neyse ben lafı çok uzatmayayım…

İŞSİZLİK RAKAMLARI

Efendim, işsizlik rakamları… Efendim işsizlik sigortası daha yeni geldi, yerine oturmadan 80 bin kişi hazırlıyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu büyük bir iş yapıyor. 30 bin aile, 80 bin kişiye soruyor. Çalışıyor musun? Çalışmıyor musun? Diye. 3 ayda bir kaydırıyor, ortalama, kaydırıyor, ortalama. 9,1’den 9,3’e çıktı. 2,5 da öyle bir hafta, 10 gün çalışanlar var, onları da üstüne ekleyelim, yüzde 12 gibi… Avrupa ortalaması yüzde 9 civarında ve orda da işsizlik çok yüksek. Bizim ki ordan daha da yüksek…

İŞSİZLİK RAKAMLARI İÇEN

BİR KUŞKU VAR TÜRKİYE’DE

Şimdi bir kuşku var Türkiye’de. Birincisi… Bizim vatandaşımıza ‘işsiz misiniz?” diye sorsak, bazıları utancından ‘çalışıyorum’ diyor. Çünkü adamın bodrosunu sormuyoruz ki… İkincisi… Bazıları da kaçak çalışıyorsa, acaba sonradan altından bir şey mi çıkacak diye, ‘çalışmıyorum’ diyor. Şimdi burada Tüik’in hiçbir kabahati yok. Acaba gerçek rakam, 9,3 mü? Bilemiyorum, Türkiye’de bir işsizlik sorunu olduğu gerçek. Kaçak yabancı işçi de çalışıyor.

2007 YILI NASIL BİTER?

Efendim, şimdi 2007 yılı nasıl biter?

2007’de büyüme hızı yüzde 4 veya 4,5 biter. 2008’e ne sarkar? Ben yine yüzde 4, 4,5 altına düşeceğini sanmıyorum. Yine de başarılı bir rakamdır. Kemal Derviş demiş ki, ‘yüzde 7’in altında bir rakamı kabul etmeyin.’ Efendim, bunun razı olup, olmamak ile, vizyon ile, misyon ile bir alakası yok. Türkiye, büyümeyi yüzde 7 ile, yüzde 8, 9 ile devam ettirecek sermaye yapısına sahip değil. Ben eski plancıyım ama Türkiye’de çalışmak mümkün olmadı. Hollanda’ya gittim planlama okudum, diplomamı aldım, Hollanda’da planlamada çalıştım. Onun için planlamadan az çok anlarım. Yüzde 7 büyüme istiyorsak, yüzde 28’lik bir kaynak bulmak lazım. Ama Türk halkı vergilerle, mergilerle, sıka, sıka yüzde 20’sini çıkardı ise geriye kalan yüzde 8’i de eskiden olduğu gibi para basmaktan vaz geçtik, borçlanarak karşılayacağız. Ondan sonra da borçtan sıkılıyoruz. Sağlam bir eğitim reformu yapmadan, teknoloji ile girişimci ruhunu okşamadan, bütün para kazanmak isteyen herkes devleti soyuyor zihniyetini bürokrasiden ayıklamadan Yüzde 7’lik sağlam bir büyümeyi devam ettirmek öyle mümkün değil. O bizim isteğimize bağlı değil.

Efendim, enflasyon…

Anlaşılan yüzde 8 ile 9 arasında kalacak. Merkez Bankası’na bravo diyorum.

Faiz dışı fazla, 6,5’tu gelecek sene. Biz yalvar yakar olduk, IMF de istedi, 5,5’a indik.

Cari açık, herhalde 40 milyar dolara yaklaşacak yıl sonunda. Gelecek sene 42 ile 47 milyar dolar arasında gerçekleşebilir.

Ez cümle…

Ben 2007 yılının kesinlikle çok kötü olduğu kanaatinde değilim. Ayrıca, yılın ilk yarısında sadece bizlerin değil, hükümetin de aklı karıştı. Anayasa profesörlerinin bile… Biri çıkıyor anlatıyor, Nasrettin hoca misali, O’na ‘haklısın’ denildi, biri çıktı anlattı, O’na ‘haklısın’ denildi. Şimdi hiç merak etmeyin, iki sene geçsin, Abdullah GÜL 5 sene mi olsun, 7 sene mi olsun, diyecekler. Şimdi herkes apronda bekliyor. Şimdi yine çıkacaklar O mu haklı, bu mu haklı? Diye… Şimdi deprem profesörleri çıktı, Ankara’nın daha fazla deprem riski var, İstanbul’un mu daha fazla diye tartışıyorlar. Herkesin kafası karıştı ilk 6 ayda. Onun için hükümeti de çok fazla kınamamak lazım. O da o karışıklıkta ne yapacağını şaşırdı. Eğer erken yerel seçim olmayacaksa gelecek sene biraz zalim davranacak hükümet, sıkı para politikası uygulayacak. Ben ‘inşallah’ diyorum. 2009 başında biraz elini gevşetmek zorunda kalacak, çünkü yerel seçim var. Kendisi gevşetmese de devletin para harcamaya bin bir türlü yeri vardır, sonra yine sıkıştırmaya başlayacaklar.

KARANLIK TABLO ÇİZENLER

RUH DOKTORUNA GÖZÜKSÜNLER

Eğer Türkiye’nin geleceği için karanlık tablo çizenler varsa, bence gidip, hemen acilen bir ruh doktoruna gözüksünler. Çünkü bir ülkenin sürekli karanlıkta kalması zaten kesinlikle mümkün değildir.

Teşekkür ediyorum, dinlediğiniz için…

http://www.tokatgazetesi.com/haber_oku.asp?haber=3899#

Diğer Haberler
Aksaray’a Yatırım Yapan Firmalar AGİAD T...
İzmir İşadamları Derneği, Üyelerini Tanz...
TASİAD Protokol Ziyaretlerini Sürdürüyor
OGİAD'ın Üye Sayısı Artıyor
Samsun'un Kurtuluşu Medikal Cihazlar Sek...
Bafra'nın tütünü
Bafra'da tarım, Samsun'da sanayi potansi...
MESİAD Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ...
SESİAD: "TUSKON Çatısı Altında Biraraya ...
KASİF Başkanı Reis: "Müşteri Odaklı Mal ...

  Türkiye Pasifik Dış Ticaret Köprüsü 2007
  TUSKON III. Başkanlar Kurulu
  Türkiye–Avrasya Dış Ticaret Köprüsü
Başkanın Mesajı
Temsilciliklerimiz
Yönetim Kurulumuz
Dernek Haberleri
   Dilek ve Temenniler |  Site Haritası |  Banner Giriş sayfam yap |  Anasayfa   
Her hakkı saklıdır © 2006-2008 Tasarım ve Programlama