www.tuskon.org |  |
Bu beyaz adam sömürgeci değil!

TUSKON’un ikinci Afrika zirvesi, Anadolu’nun girişimcileri ile Afrikalı meslektaşlarını buluşturdu. Türkiye’nin yıllardır ihmal ettiği kara kıta, sömürgeci olarak görmediği Türklere kapıları ardına kadar açtı.

‘Neredeyse bütün mağazalarımızda Türk gıda ürünleri satılıyor; ama bunların tamamı Fransa üzerinden geliyor. Halkımız Türk malını çok tutuyor ama doğrudan alamadığımız için peynirin kilosunu 25 dolardan yiyoruz.’ Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nun (TUSKON) ikinci Afrika toplantısına Nijer’den katılan işadamı Tahirou Issaka, ülkesindeki durumu anlatıyor bu sözleriyle. Fransız etkisi sadece Türkiye’den giden gıda ürünlerinde değil, her alanda kendini hissettiriyor bu küçük Afrika ülkesinde. Üretimin olmadığı, bütün sektörlerdeki tüketimin de Fransa üzerinden yapılan ithalatla karşılandığı Nijer’de, konuşulan dil de Fransızca elbette. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nın devasa salonlarında karşılıklı iş görüşmesi yapan binlerce kişi arasından dikkatimizi çekiyor Issaka. O sırada, Bursa merkezli gıda ambalaj üreticisi Ekiz Gıda ile iş görüşmesi yapıyor. Türk işadamları ile doğrudan bağlantı kurabilmek onu heyecanlandırmış. Artık resmen Fransa sömürgesi olmayan ancak gayriresmî olarak hâlâ bu ülkenin doğrudan etkisindeki Nijer’den bir işadamının, büyük zorluklarla gelebildiği Türkiye’de, doğrudan iş görüşmesi yapması ve bu durumun ona hissettirdiği öz güven duygusu, TUSKON’un bir süredir devam ettirdiği dış ticaret köprülerinin özeti gibi. Neden bu toplantılar yapılıyor, neden Afrika’dan, Avrasya’dan, Pasifik’ten binlerce işadamı bir hafta boyunca ağırlanarak, hem İstanbul hem de Anadolu’da Türk girişimcilerle buluşturuluyor sorusunun cevabı, Issaka’nın gözlerindeki ışıltıda gizli. Ülkesinde hiçbir resmî Türk kurumu olmaması vize alamaması, vize için ciddi sıkıntılara katlanması, ancak sınır kapısında alabildiği 10 günlük vizeyi bir gün uzatmak zorunda kalacağı için ceza ödeyecek olması, uzun ve aktarmalı uçak yolculuklarıyla buraya gelebilmesi çok umurunda görünmüyor. Aracısız ticaret imkânı, Türkiye’den istediği malı doğrudan alabilecek olmasının heyecanı bütün zorluklara bedel. Toplam 13 kişi gelebildikleri Nijer’deki işadamlarına da sitem ediyor: “Burada daha çok olmalıydık. Çok büyük fırsatları TUSKON ayağımıza getirdi. Tarihî günler yaşıyoruz; ama çok azımız buna şahitlik ediyor.”

İkinci Afrika buluşması, birinci toplantının gördüğü büyük ilgi ve alınan ticari sonuçlarla doğrudan ilgili. Birinci toplantıya katılamayan veya önemini fark edemediği için katılma gereği duymayan işadamlarının yoğun talepleri üzerine düzenlendi ikinci buluşma. Sonuç gerçekten de etkileyici oldu. 40 Afrika ülkesinden 850 işadamı, 27 bakan ve 42 ticaret odası başkanı, önce İstanbul’da bin 700 Türk girişimciyle buluştu. Bu hafta içinde ise 40 farklı ilde toplam 3 bin 500 Türk işadamı ile buluşacaklar. Hedeflenen 500 milyon dolarlık iş bağlantısı aşıldı. Aslında Afrika, Türkiye’de gerek hükümetler, gerekse iş âlemi tarafından yıllardır ihmal edilen bir coğrafya. Başbakan Erdoğan’ın 2005’i ekonomide Afrika yılı ilan etmesi bile bazı çevrelerde tepkilere sebep olmuş ve anlamsız bulunmuştu. Oysa TUSKON zirveleri de gösterdi ki, Afrika geleceğin dünyasında çok stratejik bir öneme sahip olacak. Bunu erken fark edip harekete geçenler ileride bu enerjiden en fazla istifade edenler olacak. Türkiye’nin Afrika’da, diğer Batı ülkelerine göre çok ciddi bir avantajı var. ‘Beyaz adam’ın sömürgeci olarak görüldüğü kara kıtada, Türkiye hakkındaki görüşler çok farklı. Önce eğitim faaliyetleri ile bu ülkeye gidilmesi, şimdi de karşılıklı ticaret için harekete geçilmesi ve Bakan Kürşad Tüzmen’in de altını çizdiği gibi, ‘kazan kazan’ ilkesiyle hareket edilmesi, Türkiye’yi onların gözünde çok farklı kılıyor. Türkiye’den gelecek her teklife açık hale getiriyor.

HİNDİSTAN CEVİZİ ÇOK LEZZETLİ AMA…

Peki, Afrika ile ticaret denilince ne gibi avantajlardan söz edilebilir? Öncelikle altı çizilmesi gereken bu kıtadaki potansiyel. Ganalı iş kadını Naana Abena’nın sözleri konuyu özetliyor aslında: “Bizde her türlü hammadde var. Bütün yeraltı zenginlikleri, tarımsal ürünler bizde. Sorun şu, bizde bunları işleyecek, endüstrileştirecek, sanayi mamulü haline dönüştürüp ihraç edecek birikim yok. Bu müthiş potansiyeli işleyecek Türk girişimcileri ülkelerimizde görmek istiyoruz.” Tablo net, altından petrole, Hindistan cevizinden susama kadar Afrika’da her şey var. Türkiye’de de bunları işleyebilecek know-how, yani teknik bilgi birikimi. Bütün mesele Afrika’nın potansiyeli ile Türkiye’nin birikim ve enerjisini buluşturabilmek. Zaten TUSKON’un yapmak istediği ve büyük ölçüde başardığı da bu. Toplantı vesilesiyle ilk kez Türkiye’ye gelen Naana Abena, bize elindeki bir çizelgeyi gösteriyor. Çizelgede, Hindistan cevizinin bir gıda maddesi olma dışında hangi alanlarda kullanılabileceği ayrıntılı olarak anlatılmış. Tabloyu gösterirken şunları söylüyor: “İşte bu kadar farklı sahalarda kullanılabilen, tarımsal sanayide önemli bir hammadde olan Hindistan cevizini biz sadece yiyoruz. Bize, bu ürünü bir sanayi hammaddesi haline dönüştürebilecek yatırımcılar lazım.”

Afrikalı işadamlarında dikkati çeken bir husus da, hemen hiçbir alanda uzmanlaşmış olmamaları. Bir girişimciye hangi sektördesiniz denilince size birçok alandan bahsediyor. Hatta masalarına gelen Türk işadamlarına, belirlenen konular dışında da konuşabileceklerini, iş bağlantısı yapabileceklerini anlatıyorlar. Cazip buldukları ama aslında hiç ilgileri olmayan bir sektöre hemen yönelme eğilimleri dikkat çekici. Bu bile aslında kıtada, iş hayatının daha ne kadar emekleme döneminde olduğunu, profesyonelleşme için alınması gerekli mesafenin ne kadar fazla olduğunu gösteriyor. Aslında Türkiye tecrübesi onlar için iş hayatında uzmanlaşma, sektörel derinlik ve profesyonelleşme adına da önemli bir katkı sağlıyor. Ticarî bağlantıların yanına, rakamlara giremeyen bu önemli katkıyı da eklemek lazım. Güney Afrika Cumhuriyeti Gauteng Eyaleti Ticaret ve Sanayi Odası CEO’su Ofentse Moloisane de, bu ayrıntıya dikkati çekerek, ülkesindeki şirketlerin işlerini geliştirmek ve büyütmek için işbirliği arayışı ile toplantıya katıldıklarını söylüyor. 19 kişiyle gelen Güney Afrika ekibinin Türkiye’den çok şey öğrendiğini anlatarak, “Döndüğümüzde bunları kullanacağız, Türkiye’nin Güney Afrika’nın gelişimine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.” diyor.

Bayan Moloisane, bu genel bakış açısının yanı sıra, Türk yatırımcılara ülkesiyle ilgili ilginç tüyolar da veriyor. Bunlardan biri, 2010 dünya futbol şampiyonasının Güney Afrika’da yapılacak olması. Şampiyonaya hazırlık için ülkenin şantiyeye döndüğünü ve inşaat alanında ciddi yatırımlara ihtiyaç olduğunu belirtiyor ve yurtdışında çok büyük işlere imza atan Türk müteahhitlerin ülkesini gözden kaçırmamalarını öneriyor. İnşaata ek olarak ülkesinde yatırım için önerdiği diğer bir alan hazır giyim. Birçok Güney Afrikalı işadamının Türkiye’ye gelip tekstil ve hazır giyim ürünleri alarak döndüğünü ve bunların satışını yaptığını belirterek, “Bu zor bir yol, bütün dünyaya ihracat yapan hazır giyimcileriniz neden Güney Afrika’yı da bir pazar olarak görmüyor?” diye soruyor. Ülkesinde en fazla talep gören ürünleri de sıralıyor: “Deri montlar ve çizmeler, erkek ve bayan takımlar, gömlekler ve kemerlere bizde büyük talep var. Türkiye’nin bu alanlarda kalitesinin çok iyi olduğunu biliyoruz ve ticaret öneriyoruz.”

VİZE SORUNU TİCARETİ ENGELLİYOR

Moloisane ile bu görüşmenin ardından, hazır giyimle ilgilenen Kamerunlu bir girişimci ile karşılaşıyoruz. Kamerun’dan katılan hazır giyim toptancısı iş kadını Sybille Clarisse Wenga Epse ve annesi Magnie Epse Noutehomnou Türkiye ile bağlantı yapma telaşında. Konyalı hazır giyim üreticisi ve ihracatçısı Abdülkadir Dikici ile pazarlık esnasında buluyoruz anne ve kızını. Bayan Epse, aynen diğer birçok Afrika ülkesinde olduğu gibi giyim ürünlerini Fransa ve İtalya’dan aldıklarını söylüyor: “Türkiye çok büyük bir ülke. Tekstilde çok başarılı. Önceden ticari ilişkimiz yoktu ama şimdi bu köprünün kurulması çok iyi oldu. Artık sadece Avrupa ile ticaret yapmak zorunda değiliz.” Kamerun, toplantıdaki en kalabalık gruplardan. 48 kişilik bir işadamı, bürokrat ve gazeteci ekibiyle gelmişler. Ticarî görüşmelerden sonra anne Noutehomnou, “Madem gazetecisiniz o halde bunları da yazmalısınız.” diye araya giriyor. Türkiye’ye gelmek için yaşadığı sıkıntılara değiniyor. Daha vize aşamasında çok zorlanmışlar. Çünkü bu ülkede de Türkiye’nin resmî temsilciliği bulunmuyor. TUSKON’nun devreye girmesiyle vize alabilmişler. Vize sorunu sebebiyle çok istemelerine rağmen birinci toplantıya katılamamışlar. “Sizinle ticaret yapmayı çok istiyoruz ama kendi başımıza buraya gelmenin bir yolu yok. Kapılar açılsa ticaret doğrudan artacaktır. Bu işlemlerin kolaylaşması lazım.” diyor.

Onun ve diğer birçok Afrikalı girişimcinin şikâyetleri de gösteriyor ki, ticaret yapalım demek, Afrika yılı ilân etmek ve insanları teşvik etmek tek başına yeterli değil. Afrikalı girişimcilerin bu şikâyetleri, Türk işadamlarının Avrupa ülkelerine girmekte zaman zaman yaşadıkları vize problemlerini akla getiriyor. Tek farkla, Türkiye-Avrupa arasında direkt uçuş ve her Avrupa ülkesinin Türkiye’de elçiliği var; Afrika’nın bu şansı henüz yok!

TUSKON’un dış ticaret köprülerinin, yine rakamlara yansımayan önemli sonuçlarından biri de, devletin yapmak istediklerinin hayata geçirilmesi. Bakan Tüzmen, toplantının açılışında yaptığı konuşmada bu ayrıntıya dikkati çekiyor: “Bu program, hükümetin göreve gelmesinden çok kısa süre sonra uygulamaya başladığımız, Afrika ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi stratejisi ile birebir örtüşmektedir.” TUSKON’un Afrika programlarını haber aldıktan sonra bu çalışmaya ciddi destek verme konusunda karar alındığını belirten Tüzmen, “Şimdi bu kararımızın doğruluğunu görüyor ve organizasyonun geleneksel nitelik kazanarak, uluslararası düzeyde bilinen ve tanınan bir organizasyona dönüşmesini diliyorum.” diyor. Bu da gösteriyor ki, TUSKON köprüleri son tahlilde, devletin yükünün paylaşılması ve bir ülkenin kalkınmasında özel sektörün nasıl etkili rol üstlenebileceğinin de etkili bir örneğini oluşturuyor.



ANADOLU AFRİKA’YI, AFRİKA ANADOLU’YU KEŞFETTİ

128 işadamı derneği, 7 federasyon ve toplam 9 bin 800 girişimciyi bünyesinde barındıran TUSKON, Afrika’ya yönelik düzenlediği ikinci zirve ile ilkinde temelini attığı dış ticaret köprüsünü, bu kez hizmete açmış oldu. İlk zirveye kıyasla ikinci zirvedeki katılım fazlalığı, organizasyondaki düzen ve alınan sonuçlar bunun göstergesiydi. Afrika ülkelerinin son yıllardaki ortalama büyüme hızı yüzde 6. Bu Afrika tarihin de en yüksek büyüme hızı demek. 53 devlet, 1 milyar nüfus, 1 trilyon dolar milli gelir ve 600 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahip kara kıta, artık sadece sömürülen, zenginliklerinden faydalanılan değil, ticaret yapan, kazandırırken kazanan bir coğrafya olmak istiyor. TUSKON toplantısı, tam da bu amaca hizmet ettiği için kısa zamanda önemli mesafe aldı. 250 milyar dolarlık dış ticaret hacmi ve toplam 150 milyar dolarlık yıllık ithalatı ile dünyanın önemli alıcı ülkelerinden olan Türkiye, aslında büyük potansiyelini pazarlamak isteyen Afrika ülkeleri için önemli bir ticaret kapısı.

TUSKON Başkanı Rızanur Meral, birinci zirveden sonra bir yıl içinde 20 Afrika ülkesine 30 ticaret heyetinin gittiğini, önümüzdeki yıl ise toplam 40 heyetin kıtaya gideceğini söylüyor. Türkiye’nin 250 milyar dolarlık dış ticaret hacminde, sadece 12 milyar dolar gibi düşük bir düzeye sahip Afrika ülkeleri ile ticaret hacminin 2010 yılında 30 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Organizasyonu değerlendiren Rızanur Meral, “İş görüşmesi yapan kime yanaşsak bir muhatap bulduğunu ve iş bağlantısı yaptığını görüyoruz. Çok etkili ve verimli bir toplantı yaptık.” diyor. Bu toplantıların bu hızda devam etmesi halinde artık kongre merkezlerinin yeterli olmayacağını da belirterek, önümüzdeki yıllarda bu toplantılar için büyük fuar merkezlerine geçmek gerekeceğini vurguluyor. Rızanur Meral, bu toplantının İstanbul ile Afrika arasında bir ticaret köprüsü olmadığını, Afrika ile Anadolu arasında olduğunu da belirtiyor: “Konfor mobilyanın Erzurum bölge bayisi, Afrika’da satış haklarını alarak burada görüşmeler yaptı ve sipariş aldı. Düşünün bir üreticiden değil bayiden söz ediyoruz. Bartın’dan Muğla’ya, Konya’dan Antep’e bütün Anadolu burada. Bu toplantılar Anadolu ile Afrika’nın birbirlerini keşfetmesine sebep oldu.”



MISIR’A GİDİYORSUNUZ ETİYOPYA’YA DA GELİN

Afrika’nın boynuzunda yer alan, kıtanın Ortadoğu ve Uzakdoğu kapısı olan Etiyopya (ilk Hicret yurdu eski Habeşiştan toprakları ve Kral Necaşi’nin memleketi) Afrika Birliği’nin merkezi ve kıtanın en büyük ülkelerinden. 75 milyonluk nüfusu, son yıllardaki yüzde 10’luk büyüme hızı ve Türkiye ile hem tarihî hem de dinî bağları sebebiyle, Türk yatırımcıların özellikle ve öncelikle düşünmesi gereken bir ülke Etiyopya. Geçen yıl sadece bir kişiyle geldiği toplantıya bu yıl 22 kişilik bir ekiple katılan Etiyopya ekibinde, Türk girişimciler için en önemli isim Yatırım Ofisi Başkanı Abi Woldemeskel. Ülkeye gelen yabancı yatırımcıların işini kolaylaştırmak gibi bir görevi olan Woldemeskel, ülkesinin Türk girişimciler için çok büyük fırsatları barındırdığını vurguluyor.

Etiyopya birçok açıdan avantajlı bir ülke. Değişken iklimi sebebiyle 18 ayrı tarım bölgesine sahip ve tropikal meyvelerden, Akdeniz bitkilerine kadar her türlü tarımsal ürün yetişebiliyor. Ürettikleri susam ve yağlı tohumların en büyük müşterilerinden biri de Türkiye. Hayvancılıkta Afrika’nın bir numaralı ülkesi olan Etiyopya’da, 41 milyon küçükbaş hayvan bulunuyor. Türk girişimcilerin bu ülkede neler yapabileceklerine gelince… Woldemeskel öncelikle ciddi otel ihtiyaçlarının olduğunu ve birkaç beş yıldızlı otelin ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu belirtiyor. Çünkü ülkeye çok fazla yabancı ziyaretçi akını var ve bunlar ciddi konaklama sorunu yaşıyor.

İkinci büyük fırsat tekstil ve hazır giyim noktasında. Bilindiği gibi son yıllarda Türk tekstilciler yabancı ülkelere yatırımlar yapıyor. Bunlardan en gözde olanı ise Etiyopya’ya yakın bir ülke Mısır. Woldemeskel, kendi ülkesinin ciddi avantajlarından şöyle bahsediyor: “Tekstil ciddi iş gücü isteyen bir alan ve bizde iş gücü maliyetleri bırakın diğer ülkeleri Afrika ortalamasının bile altında. Enerji fiyatları çok düşük. Sadece tekstilcilere özel bir uygulamamamız var, arsaları ücretsiz veriyoruz. Yatırımcının getireceği her türlü makineyi ülkemize gümrüksüz sokma imkanı var. Ayrıca beş yıl da vergi muafiyeti. Mısır’a Türkler yatırım yapıyor, bizim de büyük imkanlarımız var.” Afrika’nın genelindeki teknik bilgi ve altyapı sorunu kuşkusuz Etiyopya için de önemli bir dezavantaj. Woldemeskel bu sebeple bir de öneride bulunuyor: “Doğrudan yatırım yapmak istemeseniz bile ülkemizdeki tekstilcilerle ortaklık kurabilirsiniz; çünkü sizdeki bilgi birikimi bizde yok. Hem siz kazanırsınız, hem bizim girişimcilerimiz kalkınır böylelikle.” Bunlara ilaveten, Etiyopya’da üretilen bir malın Amerika ve Avrupa’ya gümrüksüz girebilmesi, özellikle Amerika’ya ihracatta kota sorunu yaşayan Türk hazır giyimciler için çok büyük bir avantaj.

Türkiye değil belki ama Batılılar, Etiyopya’nın kara kıtadaki önemini çok önceden fark etmiş. Afrika Birliği’nin Brüksel’i olarak anılan başkent Adis Ababa’da, 110 farklı ülkenin büyükelçiliği var. Afrika’ya yatırım yapan çokuluslu birçok şirket de merkez olarak burayı seçmiş. Kıtanın genelinde sık görülen güvenlik sorununun burada olmaması diğer bir etken.

Aksiyon Dergisi

Äğóãèå Íîâîñòè
Вице-президент РСПП А.В.Мурычев встретился с представителями TUSKON
Деловой форум, чтобы повысить Турецкo-Российский
Заседание Российско-Турецкого Делового Совета
Краснодарский край-Турция: сближая народ
Деятельность Российско-Турецкого Делово
Бизнес-мост: Казахстан-Турция
Турецкое «российское лобби»
Новые Инвестиции - в Укрепление Дружбы Кубани и Турции
Hовосибирские Предприниматели Поедут на Mеждународный Форум
Торговый Mост Турция-Евразия II
Мост Bнешней Торговли
Российско-Турецкий Бизнес-форум
Мост к Сотрудничеству
Между Турцией и Евразией
КБПТ» «TUSKON»

   Ïîæåëàíèÿ è Ïğåäëîæåíèÿ |  Êàğòà Ñàéòà |  Áàííåğ  |  Ãëàâíàÿ Ñòğàíèöà   
Âñå Ïğàâà Çàùèùåíû 2006-2009 Äèçàéí è Ïğîãğàììèğîâàíèå